Not: Bu yazı ilk önce 28 Ağustos 2013 tarihinde Yarasa-Adam blogunda yayınlanmıştır.

“I have no dysfunctional family background. I suffered neither childhood abuse nor trauma. I kill for one reason only, doctor---
Because I choose to.”
-Batman Chronicles #03-

Mr. Zsasz Ya da Endişelenmeyi Kesip Jilet Yemeyi Sevmeyi Nasıl Öğrendim?

Kara Şövalye’nin düşman galerisi kimsenin itiraz edemeyeceği kadar zengin, şık ve her an servise hazır derecede iştah açıcı. Belki de bu yüzden Batman en iyi çizgi roman karakterlerinden birisi. Nihayetinde kahramanı tanıyabilmeniz için düşmanını tanımanız gerekir. Joker, Riddler, Two-Face, Penguin, Catwoman ve daha nicesi kendi serisini çıkarabilecek kadar kaliteli karakterler. Ancak tüm bunların arasında gizemli, dikkat çekmeyi başarabilen birisi daha var: Victor Zsasz!

Peki, kimdir bu Arkham’daki en güvenlikli odada, demirden kafeslerde saklanıp Hannibal Lecter muamelesi yapılan sadist?

Zsasz, yayın tarihi boyunca Batman’in başına gelmiş en harika iki şey olan Alan Grant ve Norm Breyfogle tarafından yaratılan bir karakterdir. Shadow of the Bat dergisinin 1. sayısında, Grant ve Breyfogle’ın dopdolu macerası The Last Arkham hikayesinde ortaya çıkmıştır. Bütün vücudunda sanki hapishaneden çıkmak için duvarlara iz bırakan mahkumlarınki gibi çizikler bulunmaktadır. Tasmalarla yürümesine izin verilmektedir ve su kazanına benzer bir hücrede kalmaktadır. Sadece ağzının gözüktüğünü de düşünürsek, Victor Zsasz'ın 1988'de çıkan Silence of the Lambs'in meşhur katili Hannibal Lecter'ın Batman evreni yorumu olduğunu düşünmek gayet makul gibi.


Victor Zsasz küçüklüğünde bir akşam sütünü içtikten sonra yatmayarak ailesinin yatmasını bekler ve televizyona koşar. Ancak hevesle Oz Büyücüsü'nü izlemek isterken kazara HBO'nun OZ dizisini izler ve sorunlu bir kişilik geliştirir. Vücudundaki çizikler de o akşamın eseridir. Tabi ki saçmalıyorum. Zsasz'ın çocukluğu oldukça normaldir. Kendisini oldukça seven, bir dediğini iki etmeyen iyi ebeveyenleri vardır. Kendisinin deyişiyle, bir çocuğun hem maddi hem de manevi ne ihtiyacı olabilirse karşılayan bir aileye sahiptir. Sınıfının en başarılı öğrencilerindendir ve kendi tabiriyle "yaşam dediğimiz boşluğu" doldurmak için saçmalıklarla uğraşan biridir. 

25 yaşına geldiğinde uluslararası bir şirket sahibi, başarılı ve kendinden emin bir genç olmuştur. Ancak annesini ve babasını bir tekne kazasında kaybeder. Ölümün kaçınılmaz olduğunu anlayacak kadar olgundur ama dikkatini dağıtmak ister. Böylelikle kendini kumara verir. İşini gücünü artık umursamayan Victor tüm Dünya'yı bu uğurda dolaşır. En sonunda yeryüzünün varlığından beri her insanın mutlaka karşılaştığı, asırları devirmiş gizli bir tarikat olan "kötü arkadaş çevresi" Gotham'da karşısına çıkar. Son oyununu oynar. Gotham'ın en büyük gangsteri (Penguin) Oswald Cobblepot'a yenilir. 

Çaresizlik içinde intihar etmeye gider. Boynuna bir ilmek geçirir, köprüye çıkar. Bu esnada ihtiyar serserinin teki gelip elindeki bıçakla Victor'ı soymaya çalışır. Arbede esnasında Victor bıçağı eline alıp, ihtiyarın yalvarışlarına rağmen adamı öldürür. Bunun ilk olduğunun, ancak kesinlikle son olmadığının oldukça farkındadır. Böylelikle vücuduna ilk çiziği atar. Tüm mal varlığını kaybettikten sonra bunun yanında hayatının amacını da kaybettiğini düşünürken, attığı ilk çizikle yeniden yaşama tutunmak için bir amacı olur: Yaşama tutunanları ondan koparmak!



Peki, Zsasz neden öldürüyor? Sadece öldürmenin verdiği keyif mi? Hayır, pek sayılmaz. Ailesinin ölümü kendisini kötü mü etkiledi? Alakası yok. Gerçi, ailesinin ölümünden etkilenip Batman'le iktidar yarışına da girebilirdi. Ama elimizde o üründen bir tane var (bkz: Hush) fazlası aşık usandırır. Victor Zsasz aslında biraz daha duygusal temellere dayanan bir öldürme anlayışına sahip. Kumarda kaybettiği gece insanlara bakar ve aslında herkesin ne kadar bomboş insanlar olduğunu, bu boşluğu dolduramayacak şeylerle uğraştıklarını ve hiçbir zaman gerçek huzuru bulamayacaklarını düşünmektedir. 

Dananın kuyruğu ise İhtiyar'ı yere yatırıp bıçağı boğazına dayadığında fark eder. "Gözlerimin içine bak" diye bağırır ve belki de tüm hayatını değiştirecek şeyi düşünür. Gözlerinde korku, umut ve öfkeyi geçince bir hiçlik olduğunu görür. Kim olduğunu bilmeyen, anlayamadığı, farkında bile olmadığı güçler tarafından kontrol edilen bir adam olduğunu düşünür ihtiyarın. Bir robot ya da Knightfall'da kurbanlarına demeyi tercih ettiği "bir zombi" olduğuna inanır. Bir insana yapılabilecek en büyük iyiliğin de bu kölelikten azad edilmesi olduğuna ikna olur. 

Yukarıda bahsettiğim "hapishaneden çıkmak için gün sayan mahkum" benzerliğini hatırlayalım. Aslında bu, çizgilerden daha öte bir şey. Zsasz'ın kendisi de nihayetinde bu anlamsız, boş bedenlerden birine sahip. Hatta sahiplikten çok, oraya hapis. İşte bu yüzden Mr. Zsasz özgürleştirdiği her ruhla, kendi cezasından bir gün daha eksilttiğini, kendi ruhunun özgürlüğüne bir adım daha yaklaştığına inanır. Evet, basitçe intihar edebilir ancak yeryüzünde özgürleştirilmesi gereken milyarlarca ruh varken, kendininkini almak bencillik değil midir?



Peki, Victor Zsasz ile ilgili hangi maceralar okunabilir? 


The Last Arkham (Shadow of the Bat #01-04) - Alan Grant'ın yazdığı, Norm Breyfogle'ın çizdiği bu macera, belki de en iyi Zsasz hikayelerinden birisi olabilir. Sadece Zsasz değil, Bütün Arkham'ı görebileceğimiz, Batman'i okurken şaşırtabilen dopdolu bir hikaye. 

The Batman Chronicles #03 - Tam olarak bir Zsasz hikayesinden çok, Zsasz'ın orijin hikayesi. Kökenini bir de kendiniz okumak isterseniz, kaçırmamanız gereken bir Alan Grant sayısı.

Batman 493 - Knightfall hikayesinin bir parçası olan bu sayı, tamamen Victor Zsasz'a ayrılmış. Zsasz'ın serbest halde neler yapabileceğini okurken, okuru bile gerebilecek bir tona sahip. 

Victims (Detective Comics #815-#816) - Bu sefer işler biraz daha kişisel. Zsasz vücudundaki hatıra çiziklerine Alfred Pennyworth'u katmak isteseydi ne olurdu? Cliff Chiang'in çizimleriyle tavsiye edilebilecek bir hikaye.

Scars (Gotham Knights #08) - Bir Black & White hikayesi. Gerçek gücün ne olduğuna dair okunası kısacık bir hikaye.

Son olarak, Batman Begins'i izlerken Tim Booth'un oynadığı Mr. Zsasz'ı fark etmiş miydiniz? 

G.C.P.D Dosyaları - Two Face

 Çizgi romanda ana akım dediğimiz DC ve Marvel’da karakterler genel olarak üçe ayrılır. Herolar, Anti-Herolar ve Villianlar. Peki, cidden tüm karakterler bu kadar kesin olarak ayrılabilir mi? Nereden baksanız 100 yıllık bir kültürden bahsediyoruz burada. 70 yıl önce yaratılan bir karakter onlarca yazar ve çizerin elinden geçiyor. Yüzlerce hikaye anlatılıyor; bu hikayeler bazen karakterler üstünde kalıcı etki bırakıyor. Dahası, her gelen yazar bu karakterin derinine inmeye çalışıyor. Karakterler bu kadar derinleşince de karakterleri kesin kalıplara yerleştirmek saçma oluyor.

Her ne kadar çoğu süper kahraman tayt giyip suçla savaşmaya başlamış olsa da villianlar için böyle genel bir neden yok.  Ancak bazı villianlar motivasyonları ve ahlak yapıları açısından kesinlikle incelenmeyi hak ediyorlar. Bu yazı dizimizde işte tam olarak bunu yapacağız.  Ve bunu yaparken de kendince kuralları ve ahlak anlayışı olan karakterlere eğileceğiz .

İlk yazımızın ardından Batman'in en azılı düşmanlarından biri Two-Face'i incelemeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz yazıda karakterin kökenine inmiş ve Two-Face oluşunu incelemiştik. Şimdi de sıra psikolojisini ve motivasyonunu görmekte. 


2)Psikolojisi

Her ne kadar içinde bir zamanlar orada duran, hayatını Gotham’a adamış idealist adam olsa da hayata kaosun şekil vermesini isteyen bir adam da söz konusu. Ve bu çizginin tam ortasında duruyor işte Two-Face. Hikayelere göre karakterinin başka yönünün de ağır bastığı oluyor.

Two-Face ile ilgili başka ilginç bir şey ise idealini kaybetmiş olması. Bir çok karakterin aksine idealini gerçekleştirmek için çizgiyi aşsa da o çizgiyi aşınca, o ideali de kaybetmiş durumda. İşte onu Batman’in düşmanı yapan da tam olarak bu. Çünkü Two-Face Gotham’ı düzeltmeye çalışan biri değil. Sadece para atıp bu şekilde kararlarını uygulamaya koyan bir deli. Ama o kadar da amaçsız biri değil. Two-Face daha çok Falcone gibi olmaya başlıyor gitgide. Dark Victory hikayesinde Joker’in Hugo Strange’in Poison Ivy’nin bulunduğu bir ayak takımı kurup onlara hükmetmesinin başka bir açıklaması yok. Ve tabii 11 milyon dolar çalıp parayı bölüştürmek istemesinin de. Onları parayla dizginliyor, parayla yönetiyor. Dahası, Two-Face daha önce bir çok kez banka soydu. Çünkü para onu daha güçlü yapıyor, yıllar boyu zırhında en ufak delik açamadığı Falcone kadar güçlü.


Karakterin deliliğinden bahsederken bunun en uç noktalarını göstermesek olmazdı. Gotham Central’in Half a Life hikayesinde sırf Arkham’dayken Renee ona iyi davranıyor diye ondan hoşlanmış ve onun yeraltında kendisine katılması için Renee’nin tüm hayatını mahvetmiştir. Önce peşine bir sapık takıp sırlarını öğrenmeye çalışmış ve Renee’nin eşcinsel olduğunu öğrenince de bunu muhafazakar olan ailesinin öğrenmesini sağlamış, ardından peşine taktığı sapığı Renee’nin üstüne kayıtlı silah ile vurup olay yerindeki uyuşturucunun bir kısmını da Renee’nin evine bırakarak cinayeti onun işlediğinin sanılmasına neden olmuştur. Hapisaneye giderken de kızı kaçırıp yanına getirtmiştir. Hayatı mahvolduğu için orada onunla yeni bir hayata başlayabileceğini söylemiştir. Yani her ne kadar içinde hala aklı başında bir adamın kırıntıları hissedilse de aslında yeterince aklı başında olmadığının kanıtıdır bu.


Az önce de dediğim gibi kendisi Dark Victory’de kendine bir çete kurmuştu ve bu çeteye Joker’i de alıp onu son ana kadar dizginlemeyi de başarmıştı. Holiday Killer tüm ilgiyi üstüne çekince kıskanıp kimliğini öğrenmeye çalışan ve bunun için Harvey’i dövüp tehdit eden Joker bu sefer Two-Face karşısında boyun eğiyor. Two-Face’den dayak yemesine karşın bir şey yapmıyor ama Joker gibi bir deliyi dizginleyenin sadece para olmasını düşünmek de salaklık olur. Gerçi her ne kadar Joker hikaye boyunca dizginlense de finalde Joker rol çalıp Two-Face’i vurarak ne kadar güvenilmez biri olduğunu da kanıtlıyor. Buraya ufak bir dip not olarak Two-Face’in kendini Batman’in en büyük düşmanı olarak gördüğünü de söylemeliyim.   

İşte tam bu noktada devreye bahsettiğim onlarca yazarın elinden geçmesinin etkisi giriyor. Long Halloween ve Dark Victory’nin baş aktörü olan, Joker de dahil bir çok düşmana kök söktürmüş olan Two-Face. Scott Snyder’in yazdığı New 52’nin ilk sayısında pek çok 2.sınıf düşmanla birlikte Batman’e 5 dakika zor dayanıyorlar. Bu adam 1 yıl boyunca Batman’i peşinde koşturmuş ama yine de elinden kurtulmayı başarmış bir adam. Şimdi, zihinsel olarak güçlü ama fiziksel olarak güçlü olmayabilir diyebilirsiniz ama daha önce fiziksel olarak da Batman’in elinden kurtulduğu olmuştur. Dark Detective hikayesindeki gibi her ne kadar işin içinde klonu da olsa Batman’i bayıltmıştır. Ya da Batman, Infinite Crisis sonrası 1 sene uzaklardayken, Face the Face hikayesinde sadece 1 aylık eğitimle Batman’in görevini 1 yıl boyunca yerine getirmiştir. Dediğimiz gibi pek çok yazar bu karakterleri ele aldığı ve hepsi de farklı şekilde karakterize ettiği için bunun olması da gayet normal.


Karakterin sınırlarına geçmeden önce bir de baş düşmanıyla olan ilişkisine baksak iyi olur. Bruce, Harvey Dent’i kendine dost bilirdi.Hem aynı idealleri paylaşmaları hem de Batman’in bu yoldaki sayılı dostlarından olduğu için kendini ona oldukça yakın hissediyordu. Daha ortada Robin yokken, o vardı. İşte bu yüzden Harvey onun için çok değerli. Ve garip bir şekilde ona Jim Gordon’dan da fazla güveniyor belki bunda Jim’in polis olmasının da etkileri olabilir ama her halükarda Bruce ona Batman’in gerçek kimliğini açıklamak istiyordu. Hatta yapacaktı da. Ama sonra işler sarpa sardı. Ve Harvey, Two-Face’e dönüştü. Ve bir süreliğine Batman’in zayıf noktası oldu. O dostluğu yüzünden ona bazı şeyleri konduramadı ve bu onun kör noktası olarak kaldı ama nihayetinde bunları aştı. Çünkü Harvey’nin gittiğini biliyordu. Onun yerinde artık Two-Face vardı. Ama yine de içindeki o adama güveniyordu. Başka neden Harvey’nin yüzünün yanıkları iyileştiğinde ve psikolojisi düzeldiğinde onu eğitip şehri ona emanet etsin ki? Hem de bunu yapanın Bruce gibi paranoyak biri olduğunu unutmayalım.

3)Sınırları

Bu yazı dizisinde seçtiğimiz karakterlerin hepsinin kendince olaylara bir bakış açıları var. Bu işi yapmalarınıın nedenleri var. Ama hepsinden önemlisi hepsi nerede duracağını iyi biliyor. Kendi sınırlarını aşmıyor her ne kadar sınırları fazlasıyla esnek olsa da. Listedekiler arasında sınırları en belirsiz olanı da Two-Face. Çünkü psikolojik olarak en bozuk karaktere o sahip. Her ne kadar  nedenlerine saygı duyabilseniz bile bir yerde deli olduğunu gösteriyor. Daha önce örnek verdiğimiz Renee olayında olduğu gibi. O olayda pek bir sınırı yoktu Two-Face’in ama kendisinin genel olarak bir prensibi var.

Bunun en belirgin görüldüğü yer de Dark Detective’dir. Başkanlık yarışına giren Joker’in, insanları korkutarak oy alması karşısında yerinde duramayan Two-Face onu engellemeye çalışır. Bu konuda pek başarılı olduğu söylenemez ama Two-Face’in sırf bunu yapmak için uzun yıllardan sonra ilk kez parayla karar vermeyi bırakması bile oldukça ilginç.

Two-Face etrafa rastgele terör saçmayı amaçlayan biri değil ama net bir motivasyonunun olmaması da onun net bir sınırı olmadığı anlamına geliyor. Diğer karakterlere oranla kıyaslandığında sınırlarının çok geniş olduğunu görebiliyorsunuz Two-Face’in.

Kendisini diğer karakterlerden ayıran en belirgin özellik ise kararları vermesini sağlayan paradır. Karakterin sembollerinden biri olan bu para, öyle sıradan bir para da değildir. Akıl hastası babasının verdiği paradır bu. Two Face’in The Long Halloween’in de etkilendiği 90 yapımı bir başka orijin hikayesi daha vardır. Batman Annual #14’te anlatılan bu orijinde, babasının verdiği parayı alan Harvey her gece kabus görmeye başlar ve daha sonrasında gelişen olaylar onu Two-Face yapar. Bu hikayede Two-Face oluşunu tetikleyen olay bir nevi para gibi görünür ve Long Halloween’de de aynen bu şekilde yansıtılır aslında. Sadece o para Long Halloween’de kendine 1 sayfalık yer bulur. Ve Harvey, Two-Face olana kadar da yüzünü göstermez.

Burada Harvey’nin sınırlarını inceleyeceksek para için ayrı bir parantez açmamız gerekecek. Çocukluk döneminde bir insanın başına gelen şeyler diğer dönemlere göre çok daha büyük etkiler bırakır. Burada da aynı şey söz konusu. 

Harvey’in babası da bir akıl hastası ve Harvey’nin Two-Face iken kullandığı paraların asıl sahibi.  Babası her gün o parayı atarak çocuğunu dövüp dövmeyeceğine karar veriyor. Böyle bir ortamda yetişen Harvey ise çocukken gördüğü bu fiziksel şiddete rağmen kafayı sıyırmadan kurtuluyor. Ve bahsettiği Annual sayısında bir gün babasını ziyaret ettiği sırada babası Harvey’e bu paralardan birini veriyor ve Harvey o parayı aldıktan sonra kabuslar görmeye başlıyor. Bir nevi para tetikliyor Harvey’nin Two-Face’e dönüşümünü çünkü bu kabusların peşi sıra gelişen olaylar Harvey’nin cinayet işlemesine ve daha sonrasında Maroni tarafından yüzü yakılınca da psikolojisini kaybedip tam olarak Two-Face olmasına neden oluyor.


Harvey’in babasından bugüne kadar pek fazla bahsedilmemiş ama bu Annual sayısından anladığımız kadarıyla çift kişilikli gayet sevecen bir tarafı var ve bir de oğluna şiddet uygulayan psikopat bir yanı var. Harvey’nin karar verirken bu parayı kullanmasının  en büyük edeni de bu. Küçüklüğünde babasının iki yönünü de görmüş birisi. İyi ve kötünün birbirinden çok net bir şekilde ayrıldığını farkında ama bir insanda her iki yönün de olduğunu bilecek kadar Gotham’da savcılık yapmış birisi. Yüzü asitle yandığında da yüzünün yarısı çok kötü bir duruma geliyor. Bu olay ona çift kişilik kazandırırken, her şeyi tetikleyen bir yönü, kötü bir yönü iyi olan bu hileli para, ne yapacağını bilmeyen Harvey’in yön göstericisi oluyor. Ve kanunun iyi yönünde yıllarca çalışıp bir sonuca ulaşamayan Harvey bu sefer de kötü yönünü denemeye kalkıyor.

Kısaca Two-Face, çok aşırıya kaçmayan bir suçlu olmakla birlikte neredeyse hiçbir sınırı da olmayan bir kötü. Onu sınırlarına bağlayan tek şey geçmişinden gelen, tıpkı Harvey’in yüzü ve kişiliği gibi iki yüzü olan bu para. Dark Detective örneğinde olduğu gibi sınırlarını rasyonel kararlarla aşsa bile onları pek terketmiyor.

Gotham’ın, tüm hayatını elinden alıp çift kişilikli bir suç dehasına dönüştürdüğü bu adamı elimizden geldiğince sebepleriyle, kökeniyle incelemeye çalıştık. Kendisinin o basmakalıp “villian” tanımına ne kadar uyduğunun şüpheli olduğunu görmüşsünüzdür herhalde. Bu yazı dizisindeki bir sonraki durağımız ise galaktik bir polis teşkilatını karşısına alan, kendi gezegenine korkuyu salan Sinestro olacak. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere.

Harvey Dent ile ilgili okumaktan keyif alacağınızı düşündüğümüz bazı hikayelerse şunlar:
The Long Halloween
Dark Victory
Gotham Central: Half a Life
Dark Detective
Batman Annual #14 - Eye of the Beholder
Legends of the Dark Knight: Faces
Face the Face



G.C.P.D. Dosyaları - Two Face 

 Çizgi romanda ana akım dediğimiz DC ve Marvel’da karakterler genel olarak üçe ayrılır. Herolar, Anti-Herolar ve Villianlar. Peki, cidden tüm karakterler bu kadar kesin olarak ayrılabilir mi? Nereden baksanız 100 yıllık bir kültürden bahsediyoruz burada. 70 yıl önce yaratılan bir karakter onlarca yazar ve çizerin elinden geçiyor. Yüzlerce hikaye anlatılıyor; bu hikayeler bazen karakterler üstünde kalıcı etki bırakıyor. Dahası, her gelen yazar bu karakterin derinine inmeye çalışıyor. Karakterler bu kadar derinleşince de karakterleri kesin kalıplara yerleştirmek saçma oluyor.

Her ne kadar çoğu süper kahraman tayt giyip suçla savaşmaya başlamış olsa da villianlar için böyle genel bir neden yok.  Ancak bazı villianlar motivasyonları ve ahlak yapıları açısından kesinlikle incelenmeyi hak ediyorlar. Bu yazı dizimizde işte tam olarak bunu yapacağız.  Ve bunu yaparken de kendince kuralları ve ahlak anlayışı olan karakterlere eğileceğiz .

İlk durağımız Two Face olacak. Kanunun her iki tarafında da olan bu adamın taraf değiştirmesinde kendince nedenlerinin olması ve bir ahlak anlayışı oluşturmuş olması kimseyi şaşırtmaz herhalde. Her ne kadar villian olarak geçse de çoğu villiandan oldukça farklı olduğu da kesin. Öyleyse bu yazı dizisine başlamak için daha doğru bir karakter göremiyorum. İki parçada inceleyeceğimiz Two-Face'in ilk yazısında onun kökenine ve karakterin çıkış noktasına gideceğiz. O yüzden kemerlerinizi sıkı bağlayın. Birazdan, Harvey Dent'in Two-Face'e dönüşüne tanıklık olacaksınız. 

1)Kökeni
Not: The Long Halloween serisine dair spoiler/sürpriz kaçıran içermektedir.

Two-Face denilince akla ilk gelen şeylerden biri The Long Hallowen hikayesidir. Two-Face için geçerli bir orijin öyküsü olması, bu yazıda en çok adı geçecek hikaye olmasını sağlıyor.  Harvey Dent kendini suçla savaşmaya adamış birisi. Bunu sadece Batman gibi kostüm giyerek değil, yasaları kullanarak yapıyor. İşinde oldukça başarılı. Ona “Altın Çocuk” demelerinin nedeni de bu olsa gerek. Her ne kadar bu işi yapmakta oldukça yetenekli olsa da onun bile tıkandığı bir dava oluyor. Gotham’a çoktandır köklerini salmış bir suç ailesi. Falconeler. Falcone ailesi o kadar güçlü ki Harvey Dent yasalar ile dokunamıyor bile. Yıllar boyu bunun için çabalıyor ve zamanla yasalara olan inancı da yavaş yavaş sönüyor. The Long Hallowen’de bunları takip ediyoruz. İlk sayıda çatıda buluşup Falcone’yi devirmek için ellerinden geleni yapmak için Harvey Dent, Jim Gordon ve Batman bir araya geldiğinde Batman’in yöntemlerini “kendini kanundan üstün görme” olarak görüp ufaktan eleştiren Dent, ilerleyen sayılarda yaptığı yorumlarda kanunları eskisi kadar takmadığını açıkça belli ediyor.


Bu sırada ortaya çıkan “Holiday Killer” işleri çok daha ilginçleştiriyor. Tatil günlerinde cinayet işleyen bu katil ilk başlarda sadece Falcone aile üyelerini öldürse de belli bir süre sonra bu cinayetlerden payını Maroni de alıyor. Ve zamanla tüm oklar Harvey Dent’i göstermeye başlıyor. Batman bile Harvey’nin yasal yollardan yapamadığını, cinayetlerle halletmek isteyebileceğini düşünüyor. Gelgelelim bu Holiday Killer’ın kim olduğuna? Holiday Killer’ın Two Face’in doğuşunda oldukça büyük bir etkisi var. Çünkü hikayenin sonunda her ne kadar katil Alberto Falcone çıksa ve kendisinin Holiday Killer olduğunu söylese de aslında gerçek tam olarak öyle değil.  Çünkü Harvey Dent’in  dediğine göre 2 tane Holiday Killer var ve son sahnedeki Gilda Dent’in itirafına bakarsak 2 hatta belki de 3 Holiday Killer olabilir. Nasıl mı?

Eğer önceden okumuşsanız ne demek istediğimi anlayacaksınızdır. Okumamışsanız da biraz sonra hikayenin en can alıcı yerlerinin spoilerını alacaksınız, devam etmek istiyorsanız bunu göze almalısınız.

Şimdi hatırlarsanız tüm hikaye Holiday Killer’ın kim olduğu üzerineydi. Tüm seri boyunca ikilemlerde kalıyorduk. Sonunda da düğüm çözülüyor ama öyle bir çözülüyor ki kafa karışıklığı pek de üzerinizden gitmiyor. Şimdi sırayla Holliday Killer’larımızı inceleyelim. Sonra bu hikayenin Two Face’in oluşumundaki etkisine değineceğiz daha detaylı bir şekilde.

Gilda Dent

Hikayenin sonunda işlenen 12 cinayetin 2’sinin Gilda Dent tarafından işlendiğini öğreniyorduk. Bunların, Carmine Falcone’nin yeğeni Johnny Viti ve Falcone’nin özel koruması olduğunu kendi ağzından duyuyorduk. Bildiğimiz gibi Harvey Dent tüm hayatını bu davaya adıyordu ve bunu belli bir süre sonra takıntı haline getirmişti. Bu nedenle karısıyla en büyük hayali olan çocuk yapmayı bile erteliyordu. Gilda’nın bu cinayetleri işlemekteki amacı da kocasını bu takıntıdan kurtarıp hayatlarına devam etmekti. Böylece 12 cinayetin ilkini ve üçüncüsünü işledi. Yani Holiday Killer efsanesini başlatan kişi Gilda Dent. Ve bu detayla birlikte oldukça ilginç bir detay daha çıkıyor. İlk ve üçüncü cinayet arasında bir cinayet daha var. Bunu Gilda dışında birisi işlemiş. Yani Gilda da kendinden başka bir Holiday Killer olduğunu farkında. 2. cinayet işlendiğinde zaten Gilda, evlerine yapılan saldırıdan dolayı hastanedeydi. Ve Gilda o ikinci cinayeti işleyenenin Harvey olduğundan şüpheleniyordu. Ve 4.cinayet yılbaşında bir gemide işleniyordu. Harvey başında şapka olmasına rağmen eve saçı ıslak şekilde geliyordu. Gilda bunu sorduğundaysa kardan dolayı ıslandı diyordu. İşte bu ipucu Gilda’nın 2.Holiday Killer’ın kocası olduğuna inanması ve işi ona bırakmaya karar vermesine neden oluyordu. Tabi burada işleri rayından çıkartan bir detay var. Yılbaşında aslında bir cinayet olmadığı. Bildiğiniz gibi Alberto Falcone hiç ölmemişti. Ve tabi tüm bu olaylar da bizi bir diğer Holiday Killer’a getiriyor.

Alberto Falcone

Hikayenin sonunda Holiday Killer olarak Alberto yakalanıyor ve Arkham’a gönderiliyordu. Şimdi onun Holiday Killer olduğuna dair elimizdeki delillere bakalım. Yılbaşı gecesi Holiday Killer yapmış gibi gösterilen bir cinayet tezgahladı. Kendini öldü gibi göstertti. Ve bu onun Holiday Killer olarak daha rahat hareket edebilmesine neden olacaktı. Ama bence onun Holiday Killer olduğuna dair en büyük somut kanıt, o zamana kadar tüm hedefler Falcone ailesindenken, bu tezgahtan sonra Maroni’lerin de büyük kayıplar vermesi. Gilda’nın bu cinayetleri işlemesinin nedenleri belli. Peki ya Alberto’nun? Serinin başından beri Alberto’nun babasına kendini kanıtlamaya çalışmasını izledik. Babasına aile işini devralabileceğini göstermek istiyordu Alberto. İşin garip yanı zaten Alberto’nun babasının gözünde altın çocuk olması. Ama Alberto babasının, onu sadece zekasıyla değil aynı zamanda bu iş konusundaki yetenekleriyle de gurur duymasını istiyor. Ayrıca biraz da saygı duyulmasını istiyordu kendine. Hatta belki de babası gibi ondan da korkulmasını. Ve bunu yapmak için de Holiday Killer’ın mirasını devralmaya çalışıyor. İzlerini silmek adına da sadece Maroni’leri değil de ölmediğini öğrenebilecek kişileri de öldürüyor. Ama işte tam burada akıllara bir soru geliyor. Eğer Alberto kendi ölümünü tezgahlayıp Holiday Killer olmaya karar vermişse gerçek Holiday Killer’ın bıraktığını nereden biliyor?  Alberto hiçbir zaman güçlü biri olmadı. Minyon tipli biriydi.  Ayrıca ne kadar korkak bir karaktere sahip olduğunu da gördük. Holiday Killer’ın peşine düşeceğinden korkmadan bu işe girişmesi gerçekten çok ilginç.

Harvey Dent

Long Halloween hakkında bu kadar konuşmamızın asıl nedenine geldik. Olayın Harvey’nin motivasyonundan yavaş yavaş Long Halloween incelemesine kaymasını hissetmemle birlikte artık bu kısmı biraz toplamamız gerektiğini hissediyorum. Şimdi yukarıda da bahsettiğimiz gibi Dent bu hikaye boyunca yasalardan yavaş yavaş kopuyor. Holiday Killer’ın yaptığı işten etkilendiğini yer yer belirten Harvey gitgide beyazdan koyu griye dönüşmeye başladı. Ve zaten hikayenin kopma noktasında da Two-Face’e dönüştü. Ama oraya gelmeden önce bir soruyu yanıtlamamız gerekiyor: Harvey Dent hiç Holiday Killer oldu mu? Şimdi birinci ve üçüncü cinayeti Gilda işledi, sonra bir daha cinayet işlemedi. Alberto kendi ölümünü tezgahladıktan sonra Holiday Killerlığa soyundu ve o andan itibaren çoğu cinayeti o işledi. Ama acaba hepsini mi o işledi? Gilda’nın hep Falcone ailesinden birini vurduğu gibi Alberto da kendi kimliğini korumaya çalışmadığı sürece hep Maronilere çalıştı. Kimliğini 3 kez korumaya çalıştı. Ve Maroni’lerden de 3 kişi öldürüldü. Etti 6. 1 Nisanda öldürülmeyen bir Riddler da var bir de. 7. Gilda’nın işlediği 2 cinayeti de eklersen 9 eder.  Geriye 3 cinayet kalıyor.  Biri finaldeki Falcone’nin ölümü, onu geçiyoruz. Ama geriye kalan 2 cinayet ne Gilda’ya uyuyor ne de Alberto’ya. Bunlardan biri Dent’lerin evini bombalayan bir çete diğeri ise Falcone’nin adamlarından bir grup. Bunların, işlenen tek çoklu cinayetler olduğunu da not olarak vereyim.  Şimdi Alberto’nun tüm amacı babasına kendini kanıtlamaktı. O yüzden babasının adamlarını öldürdüğünü düşünmüyorum.  Peki onları kim işledi? En akla yatkını Harvey Dent. Neden derseniz, 2.cinayeti işlemesi için çok nedeni vardı intikam almak istiyordu. Karısı neredeyse ölecekti. Çete, Falcone’yi ele vermemişti ve Dent de Falcone’nin ne yapacağını görmek için serbest bırakmalarını söylemişti. Ve akşamına Falcone’nin verdiği parayla ziyafet çekerken öldürüldüler. Ve tabii Gilda’nın, evin bodrumunda bulduğu Dent’e ait 22 kalibrelik silah da var. Tıpkı Holiday Killer’ın kullandığı gibi bir silah. Gilda bunu sorduğundaysa, kanıtı eve getirdiğini söyledi. Zaten Gilda’nın Harvey’in Holiday Killer olduğuna inanmasının asıl sebebi de bu. Çünkü Dent daha önce hiç eve kanıt getirmemişti. Bunun nedenini Dent’in bunu takıntı haline getirmesine de bağlayabiliriz. Ama diğer cinayeti de Dent’e bağlamak bana daha mantıklı geliyor. Bunlara ek olarak Riddler meselesi var bir de. Riddler belki öldürülmedi ama Holiday Killer'ı canlı olarak gördü. Ve bu onu bayağı korkuttu. Her ne kadar söylediği bilmece geri dönüp düşünüldüğünde Alberto Falcone için söylenmesi daha olası gelse de, belki de bahsettiği kendinin öldürülmemesiydi orada. Çünkü bu durum onu bayağı etkilemiş ve korkutmuş görünüyordu ve Alberto Falcone'un böyle bir etkiyi bırakmış olması biraz düşük bir ihtimal. Kendisinin kimliğini açığa vermemek için 3 cinayet işlediğini de düşünürsek öylece kimliğini Riddler'a da göstermek isteyeceğini sanmıyoruz. Bu durumda 1 Nisan olası için de en mantıklı aday Harvey Dent oluyor. Eğer başka biri bahsettiğim bu üç olay için daha mantıklı bir açıklama bulmadıkça da bana göre Harvey Dent 3.Holiday Killerdır. Ki zaten bu 2 cinayeti işlememiş olsa bile her şeyin başladığı gün Carmine Falcone’yi öldürerek Holiday Killer olmuştur.  Eğer Gilda’nın Holiday Killer olduğunu bilmiyorsa 2 Holiday Killer olduğunu söyleyerek de bunu kastediyordu.



Tamam Harvey’in neden ve nasıl Holiday Killer olduğundan bahsettik ama onu Two-Face yapan neydi? Aslında onu Two-Face yapan her şeyi yukarıda söyledik. Kanuna olan inancını yitirmesi, bu işi takıntı haline getirmesi ve tüm hayatını adayıp eli boş döndüğü Falcone davasında bu şekilde Falcone’nin zırhında delik açılabildiğini görmüş olması. Ama onu tam olarak Two-Face yapan şey yüzüne yediği asit. Kanuna inancını tamamen yitirdiği dönemlerde Maroni’nin, Falcone aleyhine şahitliği kabul etmesiyle bildiğimiz Dent kısa süreliğine geri döndü ve hayatının duruşmasına çıktı. Her şeyi nihayete erdirmek istiyordu ama işler pek istediği gibi gitmedi. Ve Falcone aleyhine şahitlik yapacağını söyleyen Maroni içeriye Falcone yardımıyla soktuğu asidi Dent’in yüzüne atmasıyla. Dent, hem yüzünün yarısını, hem içindeki umut ve inancın tüm kırıntılarını hem de aklını kaybetti o asitle. Ve artık yavaş yavaş kadere inanmaya başladı. Akli dengesini de kaybetmesiyle, hayatın iki yüzü olduğunu ve ikisine de ihtiyacı olduğunu düşündü ama kendi kaderini çizmektense bu kaderi çizmesi için yazı tura atmaya karar verdi. Tıpkı ikiye ayrılan yüzü ve kişiliği gibi biri iyiliği diğeri kaosu temsil ediyordu.  

Karakterin kökenine tanıklık ettik. Artık Harvey Dent'i gömüp yolumuza Two-Face ve onun motivasyonuyla devam edeceğiz. İkinci yazımızda görüşmek dileğiyle!

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget