İnceleme: Batman #22 - The Button Bölüm Üç


DC'nin 2017'deki büyük çaplı hikayelerinden The Button'da 3. bölüme geldik. İlk iki bölümde Batman ve Flash Watchmen rozetinin gizemini çözmek için evrenler arasında yolculuk yapmış ve sonunda Batman'in babası Thomas Wayne'in Batman olduğu Flashpoint gerçekliğine gitmişlerdi. Sayımızın yazarı Batman serisinin düzenli yazarı Tom King değil, Flash serisinin yazarı Joshua Williamson. Çizgide ise Jason Fabok'u görüyoruz. Kısaca sayıda olanlardan bahsedip değerlendirmeye geçelim.

Flashpoint dünyasında Aquaman ve Wonder Woman, ortak bir karar vererek Batman'i indirmeye karar vermiş. Orduları Bat-Cave'e saldırırken, Bruce ve Flash olay yerine geliyorlar. Flashpoint dünyasının aslında yok olması gerektiğini söyleyen Flash, kozmik koşu bandını tamir ediyor. Thomas Wayne, ikiliyle gitmeyi reddediyor ve geride kalıyor. Flash, Batman'i de alıp giderken Eobard Thawne'ı elinde rozetle görüyorlar ve ölmeden önce gittiği yere gittiklerini görüyorlar. Durdurmak isteseler de Thawne,"rozetin kime ait olduğunu biliyorum ve şimdiye kadar benim gibi birisiyle karşılaşmadılar" diyerek sayıyı bitiriyor.


Öncelikle ben bu sayıyı da Tom King'in yazmasını isterdim. Nihayetinde 4 sayılık bir hikaye okuyacağız ve bunun 2 sayısını King'in yazacağını düşünerek okuduk. Özellikle bu sayıda Thomas ile Bruce arasında çok güzel bir aile durumu olacağını biliyorduk. King'in Vision serisini okumuşsanız ve hatırlıyorsanız, King bir aile draması yazma konusunda oldukça başarılı. Dolayısıyla Thomas ile Bruce'un arasındaki konuşmayı King'in sözleriyle görmeyi yeğlerdim. Yine de Thomas'ın Bruce'a "Batman olma, benim olamadığım bir baba ol" demesi duygulandırdı. Williamson'ın sayının her yanına açıklama kutuları doldurmalarından oldukça rahatsız olduğumu söylemiştim. Bu sayıda da değişen bir şey yok.


Sayıda kayda değer neredeyse hiçbir şey olmadı desek yeridir. Üç sayıda da durum böyle ne yazık ki. Seri kendisini okutturmasına okutuyor ancak sayıda yeni bir şeyler öğreneceğiz diye başlamamıza rağmen sadece birkaç adım ilerisine gidebiliyoruz. Bu sayıda Flashpoint'in alternatif bir gerçeklik olmadığını, Barry'nin tabiriyle alternatif bir tarih olduğunu öğrendik. Yani dışarılarda bir yerlerde var olan bir evren değil burası. Ana evrenin tarihlerinden bir başka alternatif. Zaten Barry de evrenin frekanslarına bakınca aynı evrende olduklarını söylüyordu.

Anlaşılan o ki Dr. Manhattan ya da tüm bunların arkasındaki kişi kimse Flashpoint gerçekliğini bizzat yaratan oymuş, zamanı gelince de silip New52 evrenini açmış. Ancak bir sebepten dolayı bu gerçekliği de tamamen yok etmemiş. Tam Batman ve Flash'ın gelmesini bekliyormuş silmek için. Batman, rozetin kendi mağarasında bulunduğunu, koşu bandında babasının yanına geldiklerini ve buradan ayrılırken gerçekliğin silindiğini söyledi. Görünen o ki evreni kurcalayanlar hususi olarak Batman'le uğraşıyorlar. Nedense bu konu finalde de bağlanamayıp bırakılacakmış gibi hissediyorum.


Aquaman ve Wonder Woman'ın güçlerini birleştirip Batman'i indirmeye kalkmaları biraz zorlama geldi bana doğrusu. Batman, Flashpoint gerçekliğinde savaştan elini ayağını çekmiş, Gotham'daki pislikleri avlamaya odaklanmış birisiydi. Savaşla en yakın bağlantısı, Flash geldiğinde, Eobard Thawne'a karşı geldiği noktaydı. O da haliyle savaşın kendisinden bağımsızdı. Aquaman ve Wonder Woman'ın Batman üzerine bir ordu göndermesi için Thomas Wayne'in bir direniş ya da üçüncü ve daha tehlikeli bir cephe açmış olması gerek nihayetinde. Ancak Wayne, malikanesinde, mağarasında olacakları tek başına bekliyor. Dolayısıyla evren zaten yok olurken ölüme koşmasının altı pek iyi bir şekilde doldurulmamış diye düşünüyorum.

Tabii bir de Thomas Wayne'in ölümü meselesi var. Gerçekliğin silinmek üzere olduğunu herkes biliyor, Thomas da dahil. Yani kalırsa ve düşman saldırmazsa bile ölmek üzere. Ancak o kalmayı ve ölmeyi tercih ediyor. Üstelik, "ben iyi bir babalık yapamadım, sen yap" diyerek. Halbuki Flash ve Batman'e katılıp babalığını yerine getirebilirdi asıl evrende. Diyelim ki DC evreninde Thomas Wayne'in olmasını istemiyoruz. O zaman Thomas yine de ikiliyle beraber gelsin ancak son sayıda farklı bir nedenle ölsün örneğin. Bu sayıda Thomas Wayne'in ölümü baştan aşağı anlamsızdı.


Jason Fabok'un çizimleri oldukça güzeldi. Özellikle Flashpoint gerçekliğinin silinmeye başladığı anları oldukça güzel yansıttığını düşünüyorum. Hemen bir üstteki Batman görseli ise sayı boyu en çok sevdiğim sahnelerden birisi.

The Button hikayesinin finalini anlatacak olan The Flash'ın 22. sayısı normalde haftaya gelecekken bir hafta gecikmeyle ayın 17'sinde çıkacak. Eobard Thawne'ın gördüğü tanrının kim olduğunu da o zaman öğreneceğiz.

GÖRÜŞ


The Button hikayesi kendisini heyecanla okutmayı başarsa da serinin tamamında önemli bir şeyler göremememiz ve hikayenin tam olarak nereye doğru gittiğini anlayamamamız sebebiyle biraz sendeliyor. Özellikle şimdiye kadar 3 sayı geçirmemize rağmen sadece sayıları kurtaracak sahneler görüp genele etki etmeyen bir hikaye okumak biraz sinir bozucu. Yine de keyifli okumasını sürdürmeye devam ediyor.
7.0
ORTALAMA

Yorum Gönder

[disqus]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget